Hasan Büyükköse' nin Kaleminden Hikayeler

Image credit: kartap.org

Hasan Büyükköse' nin Kaleminden "Yerle Gök Arasında Çok Hikaye Var" Kitabından Bir Bölüm

Yazar: Hasan Büyükköse

 

Memleketinden ayrıldıktan sonra vasiyeti üzerine yaşadığı yere değil de doğduğu şehre gömülen bir adamın mezarının yakınından geçenlerle fantastik bir kurguyla konuşmasından alınmış bir bölüm.

 

“O, Kısmet abla. O Ahmet işte burada yatan. O, şaşkın Ahmet. Nasıl olduysa bir gün bütün çocukları yanındayken “Amman beni ölünce memleketime gömün!” diye gereksiz bir vasiyet bırakan Ahmet. Şaşkın, sanıyordu ki doğduğu yere gömülürse mezarı şen olacak. Yakınından geçen herkes onu tanıyacak, ona dua edecek hatta bilenler üç Gulhü bir Elham’la da kalmayıp birkaç sure daha okuyacak. Ama nerdee! Bir senedir burada yatıyorum senden başka bir Allah kulu tanımadı beni. Hatta sen bile ihtimal vermedin aslında burada yatanın ben olduğuna. Haksız da sayılmazsın gerçi. Evlatlarım beni defneder etmez döndüler evlerine. Kimse duymadı bile öldüğümü buralarda. Zaten adım da soyadım da öyle bir ad ki. Memlekette adaşlarımı toplasan bir şehir doldurur.

Çocuklarım bile gelmedi Kısmet abla bir senedir. Koskoca, iki bayramlı bir sene bu. Madem gelmeyecektiniz benim aymaz bir anımda  ağzımdan çıkan vasiyete niye itibar ettiniz? Sağlığımda verdiğim onca akıllıca tavsiyelere uymadınız ama işi gücü bırakıp gelme bahasına bu vasiyeti sahiplendiniz. Yaa Kısmet abla, işte böyle! İyi kötü bir tahmin de olsa tek sen tanıdın beni. Aslında kimseye diyecek bir lafım da olmamalı. Neden mi? Kendim istedim bunu. Dedim ya eş dost geçer yanımızdan, bir duayla ödüllendirir ruhumuzu. Hata yapmışım; öyle değilmiş işin aslı.

On iki yaşında ayrılıp düğün bayram dışında - o bile her zaman değil- uğramadığın şehir, senin şehrin değilmiş. Böyle bir ümitle buraya gömülmeyi istemek hataymış. İnsan gömüleceği şehri hak etmeliymiş abla. Meczuplarını tanımalıymış mesela. Mahalle adlarının hikâyelerini bilmeliymiş, düğünlerinde boy gösterip cenazelerinde saf tutmalıymış. Sokaklarındaki, çarşılarındaki yaşantılara ortak olmalı, insanlarla unutulmayacak anılar oluşturmalıymış. Zenginliğini katmerlemeli, fakirliğini bölüşmeliymiş. İnsan gömüleceği şehrin taşına, toprağına, suyuna bulutuna… borçluymuş meğer. Sadece insanlardan değil onlardan da helallik istemeliymiş. Buraya girince anlıyor ne yazık kişi bunu. Emeğinden kaçıp da harmana hasada ortak olmak gibi bir şey benimkisi şimdi.

 

YERLE GÖK ARASINDA ÇOK HİKAYE VAR (Sayfa 79)

 

 

  


Yorum Yap