2016-08-03-ahmet tartan ilk tartan evi restorasyonu (14)

Tartanzadelerin İlk Evi

FacebookTwitterGoogle+WhatsAppPaylaş

Yusuf Yıldırım

 

Hürrem Dayı Evi, Tartan Konağı derken tarihi Karaman evlerinden birkaçı daha restore edilmeye başladı. Ancak Karaman; hem maddi hem  manevi olarak tarihi eserlerini sahiplenmede hala çok yetersiz.

Niye mi?

Çünkü Karaman; Safranbolu’dan ve Beypazarı’ndan daha fazla tarihi Karaman evine sahip! Bu potansiyele rağmen Karaman; Beypazarı’nın çektiği turistin yüzde birine sahip değil.

Kıt örnekler; bir ümide sarılmamıza sebeptir. Çirkin ve hantal apartman blokları, hızla kültürel mirası yok ederken tek tük örnekler; “Allah’tan bir ev daha kurtuldu!” diye yüreğimize su serpmektedir.

İşte o örneklerden biri!

Tartanzadelerin ilk evi!

Tarihi bir Karaman evi. Kerpicindeki samanından harcına kadar öz Karaman evi!

Tartanzadelerin yaşayan en büyük temsilcisi Ahmet Tartan’ın sürpriz telefonu sonrası bu yazı ortaya çıktı.

Ahmet Amca biz sadece Tartan Konağını bilirdik?

Tartan Konağı’nın çevresindeki tüm evler Tartanzadelerin idi. Hala da bize ait evler var. Tartan Konağı’nın önünden başlayan ve 30 mlik kavşağa çıkan sokağın adı Tartan Sokağı idi. Niye Tartan Sokağı idi? Çünkü Sokak üzerindeki sağlı sollu tüm evler bizim idi.

Şimdi gelelim bu eve! Bu evin hikayesi nedir?

Bu ev bizim ilk evimiz. 250-300 yıllık bir ev. Dedem Hacı Emin ve onun babası Hacı Ahmed bu evde yaşamış. Tartan Konağı yapıldıktan sonra da bu evde hayat devam etmiş.

O zaman Tartanzade Hacı Molla ile Tartanzade Hacı Mustafa Ağa da bu evde yaşamış?

Olabilir. Benden önceki Tartanlar; Hacı Sami, Hacı Emin, Hacı Ahmed, Hacı Mustafa ve Hacı Molla’dır. Benim adım da dedemin babası Hacı Ahmed Ağa’dan geliyor.

Tartanzadelerin ilk evinden devam edelim.

Burası konak değil. İki göz bir aralık ev. Tartan Konağı’nın müştemilatı diye söyleyegeldiğimiz bina ile burası eskiden tek ev olarak kullanılırmış. Araları açık imiş.

Dedem Hacı Emin Ağa ölünce şimdi müştemilat olan bina babama, üzerinde konuştuğumuz bu ev de Hulusi amcama düşmüş. Hulusi amcam da zamanla bu evi Ali Edalı’ya satmış. Sonra bir kaç el daha değiştirdi. En son yaşlı bir çiftin mülkiyetinde idi.

2006’lardı galiba, ben buralara ara sıra gelirdim. Baktım evde yalnız ve yaşlı kadın. Kocası ölmüş. Eve de kendisine bakamıyor. Kadına, “ Teyze, belediye ile görüşeyim de burasını belediyeye ver, belediye de sana bir daire alıversin!” dedim. Kadın, “Çok iyi olur.” diyerek sevindi. Ben de o zamanki başkan Ali Kantürk’e gittim ve binanın durumunu anlattım. Ali Kantürk; “Bina karşılığında bir daire veremeyiz ama binayı satın alırız.” dedi. Böylece bina belediyeye geçti. Kadın da aldığı para ile galiba bir daire aldı.

Aradan on sene geçti ve nihayet restoreye başlandı.

Tamirat aslına uygun mu yapılıyor?

Evet aslına uygun yapılıyor. Ne eksik ne fazla!

Bu evde hayat nasılmış? Eskiler ne anlatıyordu?

Ev iki göz bir aralıktır. Bir de bak, derin ve büyük bir bodrumu var. Mutfağı dışarıda. Avlunun ortasında bir de havuz varmış. Hacı Ahmed Ağa ve Hacı Emin Ağa havuzun kenarında yemeğini yer; kahve içmek için de konağa geçermiş.

Bodrum çok derin ve büyük! Niye? Eski kışlar çok sert ve uzun olurmuş. O yüzden bir kış boyu gerekli olan yiyecek ve içecek yazdan hazırlanarak bu bodruma konulurmuş.

80 Yıllık İmarethane!

Şimdi anlatacaklarım daha önemli. Bu ev aynı zamanda bir imarethanedir. 80 yıl boyunca yaz-kış;  bu evin ocağında yemek pişmiş. Bu yemekler; yüz metre yukarıda hala bize ait olan iki katlı evin avlusunda, gelen geçene ikram edilirmiş.

Ayrıca dedelerim; buraya gelenlerin rahatça namaz kılabilmeleri için Tartan Mescidini yaptırmış.

Eskiden köylüler şehre gelince hanlara gelirmiş. Ancak her şey para ile. Ama köylülerde para yok. Yemek vakti gelince birbirlerine “Ne yapalım?” diye sorarlarmış. İçlerinden biri de “Tartan oğluna gidelim. Onun odası kapanmaz. Orada her zaman yemek vardır!” dermiş.

Ahmet Amca bu ev ile ilgili dileklerin var mı?

Bu evin kurtarılmasında katkım olduğu için mutluyum. Ev şu an restorasyonda. Ev kullanıma hazır olduğunda başı boş bırakılmamalı. Mutlaka Karaman’ın hizmetine sunulmalı. Artık bir aşhane mi olur, bir müze mi yapılır bilemem. Onu büyükler bilir.

Tartanzadelerin İlk Evinin Mimarisi

Tartanzadelerin ilk evi; yüksek duvarlı bir avlu ile cephesi avluya bakan bir binadır. Avlunun batısında tuvalet, doğusunda bir mutfak ya da ocak vardır. Ev,  taş temelli bir bodrum ile kerpiç duvarlı zemin kattan oluşmuştur.

Ev, orta sofa ile harem ve selamlıktan oluşmuştur. Girişe göre sağ oda haremlik, sol oda selamlıktır. Haremlik olarak kullanılan odanın güney cephesinde bacasız bir ocak vardır. Bu odanın doğu ve batı cephelerinin tamamına açık ve kapaklı ahşap dolaplar yerleştirilmiştir. Doğu cephesindeki orta dolabın kenarları; spiral dallı lotuslar ile bezelidir. Her iki odanın avluya bakan cephesi içe doğru geniş çift pencere ile işlenmiştir. Pencere araları; boydan boya içe bombeli 4-5 kat küçük göz ile değerlendirilmiştir. Odaların tüm cepheleri; tavana yakın hizada boydan boya ahşap raf ile gidilmiştir.

Selamlıkta, haremlikten ayrı olarak kapılı cephenin merkezine camlı vitrin düzenlenmiştir. Dolap üst kenarlıkları dalgalı zeytin dalları ile işlenmiştir. Dairesel tavan göbeğine yedi dilimli dört adet palmet işlenmiştir.

Ahmet Tartan

Hacı Sami Tartan’ın 17 çocuğundan10’cusudur. 1932 doğumludur. Ortaokul mezunudur. Çiftçilik ve ticaretle uğraşmıştır. 1988 yılında fiili olarak çalışmayı bırakmıştır. Gün aşırı Tartan Konağı’na gelerek misafirlere, Tartan Konağı’nı ve Tartanzadeleri anlatmaktadır.

Not: Yusuf Yıldırım, Karaman kültürüne katkı sağlamak ve kamuoyunu bilgilendirmek için yazılarını, belirli yayın organlarına göndermektedir. Yukarıda yayınlanan yazının tüm hakları “5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu” çerçevesinde yazar Yusuf YILDIRIM’ın kendisine aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Alıntı yapılan yazının bir bölümü, alıntılanan köşe yazısı/habere aktif link/kaynak sayı-no verilerek kullanılabilir.

 

Yorum Yapın