mansetfoto

SIRA GECELERİ

FacebookTwitterGoogle+WhatsAppPaylaş

Beyaz kireç ile badanalanmış,üzerinde yabani papatya yetişen toprak damlı,kamış çelenli evlerin olduğu,her yanından ırmaklar geçen,yemyeşil bir ilçe düşünebiliyormusunuz?
Evet;
Otuz sene önce son yıllarına yetişebildiğimiz ve gözlemleyebildiğimiz bu güzel ilçe Karaman….
Çevrede çalışkanlığı ve sakinliği ile tanınan ilçemiz,toplumsal değer yargılarına verdiği önem ile tanınmaktadır.Geçmişten gelen örf ve adetleri uygulama noktasında,otuz sene önce
Daha tutucu olan bu güzel kentimiz,dedelerinden gördüklerini hiç tereddüt etmeden yaşama geçirmeyi görev bilmiştir.Bunlardan biri olan sıra gecelerinin Karaman kültürü içinde ayrı bir yeri vardır.
Kitle iletişim araçlarının (Tv,Radyo,Bilgisayar ) henüz çok yaygın kullanılmamasının etkisi ile olsa gerek,o dönemin yaşayanlarının,bireysellikten öte toplumla birlikte yaşam sürme istekleri,katılımcı ve paylaşımcı ortamların yaratılmasına olanak sağlamıştır.İşte,sıra geceleri uzun kış gecelerinin değerlendirilmesi açısından,bu düşünce ile doğmuştur.Gündüz ki yorgunluktan sonra akşamları bu gecelerin yaşandığı,kaynaşma ve paylaşma amaçlı yapıldığı,insani değerlere son derece önem verildiği bir dönemin son kırıntıları otuz sene öncesine,yani bizim çocukluğumuza dayanmaktadır.
Çocukluğumuzun verdiği heyecanla olsa gerek,bu geceleri izleyebilmek için kapıdan pencereden bakar,birisi çıktığı zaman kaçardık.Yerel saz ekiplerinin de verdiği müzik ziyafetinin de yanı sıra,bu eğlencelerde ağırlık,belirlenen ve her gece bolca oynanan oyunlara dayanmaktadır.Pısırıklığı,sıkılganlığı veya böbürlenmeyi hiçbir zaman götürmeyen bu oyunlar,insanlara daima uyanık ve dikkatli olmayı öğreterek,bir yandan da yaşamına olumlu etkiler bırakmaktadır.Düzenlenen oyunlar dikkatli ve gözü açık olmayı,iyi rol yapabilmeyi,sabırlı olmayı öğretirken,insanların o günün veya haftanın yorgunluklarını atabildikleri eğlenceli gece haline dönüştürmektedir.İş yaşamında çok ciddi olarak tanıdığımız kişilerin bile bu gecelerde çocuklar gibi şen olduğu ve hiçbir kapris taşımadığını gözlemlemek,olağan durumdur.
Sıra geceleri,şimdiki tanımla,eski usul döşenmiş ve geniş odalarda yapılır,rahatlığı sağlanacak her ayrıntı gündüzden düzenlenirdi.Eski usul olarak nitelendirdiğimiz oda şekli,o zamanlar,hemen hemen her evin düzenlenme şeklinde yani yerde yün halı,etrafa çavrelenmiş halı yastıklar bulunan ve iki tarafı hafif yüksek oturma yeri yani sedir şeklinde düzenlenen biçimindedir.Yastık üstlerinde,uçları kanaviçe ile örtülmüş yastık yaygısı dediğimiz,beyaz patiskadan yapılmış örtüler bulunmaktadır.Kerpiçten yapılmış evlerde duvarlar kireçle badalanmış,hem etrafa mis gibi koku yayılmasını,hem de daha sağlıklı ortamda yaşam geçirilmesini sağlıyordu.Pencereler fazla büyük olmayıp,odanın fazla ısınmasını sağlıyor ve önüne çekilmiş elde örülmüş perdelerle de,odaya daha estetik bir görüntü oluşturuluyordu.Köşedeki kömür sobası veya kuzine gündüzden yakılır,odanın gayet sıcak olmasına özen gösterilirdi.O zamanlar bağ ve bahçenin çok olması nedeni ile yazdan toplanan çalı çırpı da bolca atılır,zaten kerpiç bina olmanın getirdiği avantaj ile de içinin fırın gibi olması sağlanırdı.Üzerinde iki veya üç tane yeni kalaylanmış bakır güğüm bulunur,sıcak su gereksinimi buradan sağlanırdı.Bu geceyi istemeyen tek ev ferdi de,sobanın yanına uzanıp keyif yapan evin kedisi olsa gerek.
Sıra geceleri her yaştan insanların oluşturdukları guruplarla yapılır,yaşlılar,delikanlılar ve çocuklar,kendi yaşıtları ile haftada bir kez toplanırlar.Tabii ki her sıra gurubunun kendine göre eğlenceleri ve ikramları bulunmaktadır.Yaşlı gurubunun eğlenceleri daha ağır,sakin ve sohbet havasında geçmekte,eski anıların anlatıldığı,memleket meselelerinin konuşulduğu bir ortam içerisinde gerçekleşmekte,eğlence çok nadiren yapılmaktaydı.İkramlar gençlere ne ikram edilirse o şekilde olup,yaşlılar gurubunda bu gecelerin fazla uzatılmadan bitirilmesi,diğer guruplardan ayıran en büyük özelliğidir.
Delikanlıların sırası en hareketli ve en eğlenceli olan toplantılardır.Gençliğin verdiği enerji ve rahatlıkla her türlü oyun oynanır,her türlü şakalar yapılırdı.Hiçbir şekilde ciddi meselelerin konuşulmadığı bu eğlencelerde,tek düşünce dayak yememek ve fazlası ile eğlenmek şeklindedir.
Çocukların sırasında ise daha az sert oyunlar oynanır,temel amaç eğlence olduğu için yapılan ikramlar onlar için fazla önem teşkil etmiyordu.

Sıra gecelerinin canlı tanığı ve son gecelerde bulunan Babam Talat DURU,bu geceler hakkında,izlenimlerini şu şekilde anlatmaktadır.
“Ev sahibi ile samimi olanlar davet olmadan bile sıra evine gelirler.İçlerinden biri ev sahipliğini üstlenerek,eline turayı alır.Gelenlere”kahveyi nasıl içersiniz?”diyerek turayı vurur.Sıra iyice toplandıktan sonraçalgılar çalınır,oyunlar oynanır.Gelmeyene gelecek sırada,geç kalanlara da hemen cezası verilir.Daha sonrada yavaş yavaş oyunlara geçilir.
Nalbandım ben,
Nallarım seni.
Ya nalla beni,
Ya nallarım seni.
Diyerek,Karşılıklı turalaşmalar başlar.Çok sayıda oyunlar oynanır.İkramlardan sonra genellikle tura oyunu oynanmayıp,hikayeler ve fıkralar anlatılır,dinleyenler gülmekten kırılırdı.Zamanın en iyi güldürü ve espri ustaları,Abidin Kalfa,Hacı Ali Kalfa,Kardeşim Abdullah,Koçun Mustafa,Üzüm Ali’nin Kerim, Hanifi Elmalı idi.Bu adamlar ölüyü güldürürlerdi.Aynı kişiler Halkevindeki temsillerde tuluat kokan gösteriler yaparlardı.
YAPILAN İKRAMLAR

Böylesine güzel geceler yapılırda,Karaman’ın o geleneksel özelliği olan misafirperverliğini yapılan ikramlarda da göstermemek olurmu? Bu eğlencelerden üç dört gün öncesinden,evin hanımı temizliğini yapıp eksiğini,gediğini gidermekle başlar.Badanalar yapılır,halılar temizlenir,yaygılar yıkanır.Daha sonra yapılacak ikramlar için hazırlıklara başlarlar.Gelecek kişi sayısı az çok belli olduğu için,ona göre kaşık,çatal,tas,tabak ayarlanır,kalayı kalkmış olanlar kalaylandırılır,tahta kaşıklar temin edilir,böylece ön hazırlıklar yapılır.
Sıra,yapılacak olan ikramlara gelmiştir.Bunlar ev sahibinin isteğine göre değişmektedir.
Kışın en özellikli ikramı,tartışmasız arabaşı olarak bilinmektedir.Arabaşı kendi hayadındaki hindi etinden yapılır,hamuru ise yeni kalylanmış bakır sinilere çokca yapılır,bolca ikram edilir.Hamur sinisi ile ortaya konulur,tam sininin ortasında tas büyüklüğü kadar hamur çıkarılarak,ortysına tas konulur.O sininin etrafındaki herkes o tastan içerler.Hatta bu işinde bir
Hikayesi var,o da kaşığındaki hamuru çorbaya kaçıran,bir dahaki sefere ev sahipliği yapacağı şeklindedir.
Fazlaca ustalık isteyen herkesin altından kalkamayacağı ikram ise,pişmaniye olarak bilinir.Pişmaniye olursa tek başına verilmediğive yanında mercimekli bulgur pilavı ile taze çalınmış tas yoğurdu ikram edildiği bilinmektedir.Bu yoğurdun üzerine cüccam (çörekotu) serperek dahada lezzetli olması sağlanırdı.Pişmaniye yapılması zor,ustalık isteyen bir ikram ama her sırada bununda ustası bulunmakta veya eskinin geçerli mesleklerinden olan helvacıların veya orada çalışanların pişmaniyeyi yapabildiği bilinmektedir.
Çocukların sırada arabaşı verilsede,onlara ayrıca,menengiç,bulgur,iğde,gavurga,mısır gi yiyeceklerde verilir.

OYNANAN OYUNLAR

– Karga Oyunu
– Yoğurt yerine un yedirme
– Düdük oyunu
– Mahkeme oyunu
– Kabak,yattı kalktı,şabak
– Ceketin cebinden yıldızları seyretme
Ve buna benzer onlarca oyun sıra gecelerinin olmazsa olmaz oyunlarıdır.

RIZA DURU

Not: Aşağıdaki fotoğraflar KGRT’nin sıra geceleri serisinden alınmıştır.

Yorum Yapın