kmbturbe

Karaman Bey

FacebookTwitterGoogle+WhatsAppPaylaş

Karaman Bey

Karaman! Karaman Bey! Karamanoğulları! Birbirleri ile tam bağlantılı ama kitap sayfalarına gömülü üç isim. Peki bu isimlerin merkezinde bulunan Karaman Bey kimdir, tarihteki yeri ve önemi nedir? Hangi rolleri gerçekleştirmiştir? Karaman Bey’i bilmek kadar onu ön plana çıkarmak da önemlidir. Bu yazı bu amaçla yazılmıştır.
Karamanoğulları Beyliği’nin kurucusu ve hanedanın yedinci kuşağındandır. Nure Sofi’nin beş oğlundan biridir. Diğer oğulları, Oğuz Han, Timur, Zeynelhac ve Bonsuz (Bunsuz)’dur. Lakabı Kerimüddün Karaman’dır.
Hangi tarihte doğduğu tespit edilememiştir. Karamanname’de Nure Sofi’nin, Sivas’ta oturduğu zamanlarda Kayseri beyi Moğol Cafer Bey’in güzel kız kardeşi ile evlendirildiği anlatılır. Bu evlilikten de Karaman doğmuştur. Sivas’ta beş güzel yıl geçmiştir.
Karaman Bey’in hayatındaki dönüm noktalarından biri; babası Nure Sofi’nin bağlı olduğu Babai Tarikatının önde gelenlerinden Muhlis Paşa (Aşık Paşa’nın babası) ile tanışmasıdır. Babai İsyanında Türkmenler yenilince Nure Sofi ve Muhlis Paşa, Ermenek’e sığındılar. Cesur ve atak bir kişi olan Karaman, Muhlis Paşa’nın hemen dikkatini çekmiştir. Kendisine şeyhlik unvanı vermiştir. Karaman Bey de şeyhlik unvanından da aldığı cesaretle 1255 yılında Karaman Beyliği’ni ilan etmiştir.
Karaman Bey’in beylik başına geçişi Karamanname’de şöyle anlatılır: Melik Arslan, Nûreddin Beg ile karındaş olub eyle muhabbet eylediler ki altı yıl birbirinden ayrılmadılar. Ol ‘asrda, Şeyh İlyâs eyle iştihâr verdi ki niçe velâyete kerâmeti zuhûr eyledi. Nûreddin, mülk(i) Karaman’a verüb bi’at eyledi. Baba İlyâs katı ulu şeyh idi. Nûreddin Sofu ‘uzlet edüb hırka-pûş oldu. Yedi yıl mağaralarda yatdı. Sonra velâyete kadem basdı.
Karaman Bey, çeşitli zamanlarda Mut, Ermenek, Silifke, Mara ve Gülnar kalelerine seferler düzenlemiştir. Ermenek Kalesi’ni alınca Ermenek Bey’i olarak anılmaya başlanmıştır. Bu fetihlerle iyice güçlenen Karaman Bey’in hükmü Silifke, Ermenek, Hadim, Larende bölgesine yayılmıştır. Karaman Bey’in cesaretini ve gücünü görüp çok beğenen II. İzzeddin Keykavus, kız kardeşi ile Karaman Bey’i evlendirerek akrabalık bağı kurmuştur. Silifke ve Ermenek kalelerinin yanında Larende Kalesi’nin yönetimini de vermiştir. Karaman Bey’in kardeşi Bonsuz’u da Konya’da imrahor yapmıştır.
II. İzzeddin Keykavus döneminde başlayan iyi ilişkiler, Ermenlilere karşı yapılan savaşlar süresince devam etmiştir. 1257 yılındaki iç karışıklıklardan faydalanmak isteyen Ermeniler, Türklerin bulunduğu birçok kaleye saldırı düzenledi. Bu sırada Sivas’ta bulunan Karaman Bey, Ermenileri geri püskürtmek üzere tekrar Ermenek ve Silifke taraflarına geldi. Burada Ermenilerle çok çetin savaşlar yapıldı. Hepsinde de Karaman Bey üstün geldi. Bu savaşların sonucunda Ermenek, Mara, Silifke, Mut havalisi bir daha el değiştirmemek üzere Karamanlıların eline geçmiştir. Devamında Antalya da fethedilmiştir. Karaman Bey, elde ettiği zaferlerin sonucunda Anadolu Selçuklu Devleti Sultanı II. İzzeddin Keykavus’a birçok hediye ve bir zafername göndermiştir.
1259 yılında Moğol komutanı Baycu Noyan’ın Anadolu’ya girmesi ile iyi ilişkiler son buldu. Anadolu Selçuklu Devleti ile Baycu Noyan arasında Alaaddin Kervansarayı (Sultanhanı)’nda yapılan savaşa Türkmenler ve Karaman Bey de destek verdi. Ancak savaş Anadolu Selçuklu Devleti’nin yenilgisi ile sonuçlandı. II. İzzeddin Keykavus İznik’e, Karaman Bey ve kardeşi Bonsuz da İçel’e sığındılar.
II. İzzeddin Keykavus’un yerine ise Denizli’de hapiste olan IV. Rükneddin Kılıçarslan getirildi. Karaman Bey, IV. Rükneddin Kılıçarslan’a karşı bağlığını bildirdi ise de çok soğuk bir şekilde karşılandı. Yine de Silifke, Mut ve Ermenek’in yönetimi Karaman Bey’e verildi. Larende’nin yönetimine ise Selçuklu komutanlarından Hacı Beyler görevlendirildi.
Bu iyi gelişmelere rağmen IV. Rükneddin Kılıçarslan, Türkmen beylerini teker teker yok ortadan kaldırıyordu. Sıranın birgün Karaman Bey’e de geleceği gün gibi belli idi.
Hamlelerini önceden yapan Karaman Bey, az ama silahşor bir kuvvet ile Ermenek’ten Larende’ye ani baskın yaptı. Pazar yerindeki Ermeni ve Rumları esir aldı. Onların elbiselerini Karaman Bey’in askerleri giyerek Larende Kalesi’ne girdiler. Bu sırada kaleye saldıran Karaman Bey, kısa ve sert bir mücadele sonrası kaleyi aldı. Bundan sonra Larende, Karaman Bey’in ölümüne kadar siyasi ve askeri merkez haline geldi.
Karaman Bey’in Larende’yi almış olması, IV. Rükneddin Kılıçarslan tarafında önceleri sükût ile karşılandı. Ancak siyasi entrikalar ve iktidar mücadelesi, ilişkileri iyice gerdi. II. İzzeddin Keykavus’u tekrar başa getirmek isteyen Karamanoğulları, topladıkları 20.000 kişilik ordu ile Konya önlerine geldi. Tarih ise 1263 yılını gösteriyordu. Muineddin Pervane komutasındaki 15.000 kişilik Selçuklu ordusu, Karamanoğulları ordusu ile Gavele Kalesi önünde karşılaştı. Savaşı Karamanoğulları kaybederken Karaman Bey’in kardeşleri Bonsuz ve Zeynelhac esir düştü. Bunlar Konya’da idam edilirken Karaman Bey, Ermenek’e kaçtı. IV. Rükneddin Kılıçarslan ise Karaman Bey’in peşini bırakmayarak arkasından bir ordu gönderdi. Karaman Bey’in nasıl öldüğü ise bilinmemektedir. Bir rivayete göre saklandığı orman ile beraber yakılmıştır. Diğer bir rivayete göre eceli ölmüştür. Karamanname’de ise Gölhisar (Güzelhisar)’da zehirlenerek öldürüldüğü anlatılmaktadır. Bu sırada Yerköprü’de bulunan ailesi, cenazesini alıp Balasagun Köyü’ne gömdü. Karaman Bey’in mezarı muhtemelen Karamanoğlu Mahmud döneminde (1300ler) türbeye çevrilmiştir. Mezar kitabesinde ”Kerimüddin bin Nure” yazılıdır.
Karaman Bey’in ölümü sonrası oğulları Mehmet, Mahmut ve Kasım Gavele Kalesi’ne hapsedilmiş; IV. Rükneddin Kılıçarslan’ın ölümü üzerine serbest bırakılmıştır. Ermenek’e aşiretlerinin yanına gelen kardeşlerden Karamanoğlu Mehmet Bey, beyliğin başına geçmiştir.
Karamanname’de Karaman Beg’in ölümü şöyle anlatılır:
Râvi eydür: Kâfir kaçub Görkes’e geldi. Kimi gemiye binüb Kıbrıs’a gitdi. Ol zamânda kâfir(in) Görkes’den pek kal’ası yoğdu. Begler dahi dönüb Karaman’a gelüb Moğol begler ile ‘ayş ‘işrete başladılar.
Ez-in cânib, Melik Arslan kal’anın miftâhın kâfirden bin altı yüz esir ile gelüb sultâna ‘arz eyledi. Sultân hil’at verüb muhabbet yazub Karaman’a gönderdi. Melik Arslan yine Karaman’a gelüb mektûbu verdi. Karaman Sultânın sözün begenmedim, sana bir hile edüb kırdıydı.
Karaman eydür:
– Ben âna kemlik eylemedim. Kırsa emr Hudânındır. Nihâyet şehid olam! Ne sa’âdetdir?
Râvi eydür: Sultân, mahfî vüzerâ ile şöyle müşâvere eyleyüb Karaman ahvâlin vüzerâ dediler ki:
– Pâdişâhım, hile gerek, yohsa zor ile olmaz, dediler. Teke Pâşâya Antâliyye’yi verdiler. Bir begin eline zehir verdiler, mektûb ile Gölhisâr dizdârına gönderdiler.
Ez-in-cânib, Karaman iki yüz yigirmi sekiz demür kuşaklı pehlivânla altun sandâli üzerine oturub bir yanında Moğol begleri, bir yanında Kürd Türkmân serverler ile meclis kurub meydâna bâde getürüb Rûm Yunân dilberler ile raksa girüb kelleler germ hâtırlar nerm olub oğlu Mehmed Beg dahi yanında idi. Dizdâr lâ’in her gün ‘arak getürürdü. Bir gün beg gelüb zehr-i mektûb(u) dizdâr-ı bî-dîne sundu. Dizdâr mektubu okuyub mefhûmun bildi. Zehri gizleyüb fırsat gözledi. Ammâ Karaman, kâfir elinden ne kadar mâl ve hazine aldı ise oğlu Mehmed Beg ile Aydın ve Hamîd’i bile koşub Bergün yaylâğında olurdu, evi ve ‘avretiyle Mehmed Beg üç yüz deve yükü cebehâne, yüz katır yükü altun gümüş götürüb bir mağaraya mahzen edüb gene Gölhisâr’a geldi. Ez-in-cânib, Karaman begleri destûr verüb kendüsü tahsil-i mizâc içün Gölhisâr önünde ‘ayş ‘işrete başladı. Her gün dizdâr-ı bî-din, bir şişe ‘arakı ile gelürdü.
Bir gün lâ’in geldi gördü Karaman yalnız oturmuş. ‘Arak ile dizdâr ilerü varub du’â eyledi. Zehr-nâk ‘arakı bir câme koyub Karaman’a sundu. Alub ecel câmın nûş eyledi. Aydın Beg ve Kaya Beg ve Menteşa Beg ve oğlu Mehmed Beg yanında idi. İçdigi gibi cigeri pâre pâre oldu. Karaman kıssayı hemân bildi, âh eyledi. Hemân hancer çeküb dizdârı tutdu:
– Hay mel’ûn, kıydın bana, deyüb hancer ile şöyle urdu ki, bir yüzünden bir yüzüne çıkdı, kendi dahi yıkıldı. Çe fâide! Tâ ezelden takdir-i kalem böyle imiş. Begler feryâd edüb yakaların çâk eylediler. Karaman gözün açub eydür:
– Ey beglerim! Gayret edüb oğlumu düşmen eline vermeyesiz ve ey oğlum! Sen dahi cehd edüb kanımı sultâna komayasın, dedi. Cân-ı ‘azizin Hakk’a teslim eyledi.
Ez-in-cânib, beyit :
Sunub câm-ı ecel sâki-yi devrân
Alub nûş eyledi âhir Karaman
Küçâ Keyhusrev-i Hâkaan ü Fağfur
Ki ber-mülk-i cihân dârende meşhûr
Küçâ Dârâ vu Cemşîd u Feridûn
Ser-i a’lâm-ı şân-ı bîsûd-ı gerdûn
eydür.
Karaman’ı tâbuta koyub Ermenâk’e gö türüb defn eylediler.
Kaynaklar:
Şikari, Karamanname
Şehabettin Tekindağ, Karamanlılar, MEB İA
Tahsin Ünal, Karamanoğulları Tarihi,

Yusuf Yıldırım
Eğitimci Arşivci Yazar

Yorum Yapın