resimsiz_1__1255886846

DURHASAN’LI KAMİL AĞA

FacebookTwitterGoogle+WhatsAppPaylaş

(SARAY BİSKÜVİ SAHİBİ ÖZDAĞ  KARDEŞLERİN  BABASI)

Kamil ağa, Fisandun elektrik santral memurlarından hocanın Ahmet ağanın kızı Semiha hanımla evliydi. Askerliğini şoför olarak yaptığını söyler. Askerlik sonrasındaki yaşamı epey hareketli geçmiş tir. Kendisi lakâbını aldığı meşhur Durhasan’ın oğlu dur. Buğday pazarı. Semerciler sokağı ve PTT arasın da rızkı için epeyce dolaşmıştır. Sebze, meyve ve kuru gıda üzerine çalışmaları olmuştur. Hisar mahalle sinde otururdu. İşine bisikletiyle gidip gelen Kamil ağa dürüst ve iyi bir tüccardı. Adana yöresinden ge­len sebze ve meyveleri, çevreye dağıtırdı. Pazarlama yöntemlerinde üstüne yoktu. Adapazarı’ndan kam­yonla getirttiği patatesleri verdiği ilan sayesin de iki saat içinde satıp-tüketmiştir. Evinde beslemesi gereken nüfusun fazlalaştığı üzerine, sarf ettiği emek dahada artmıştır. Bu arada Allaha olan kulluk görevlerinden de geri kalmazdı.

Sebze ve meyvenin dışında, ayçiçek ve zeytinyağını variller içerisinde Karaman’a getirerek satanda odur Özellikle pişi zamanı ve Ramazan ayı önce sinde, seleler içinde Gemlik ve Leylekli zeytinlerini getirip, pazarlardı. Halk onun getirdiği mallarının reklamını birbirine yapardı. Bu da onun satışını artırırdı. Kuru sabunun iyisini de o satardı. Elinde cingillerimiz, pişilik yağı almak için onun dükkanına giderdik. Herkesin gönlünü alır. Çevresinden

takdir toplardı.

Yanık yoğurdunu deriler içinde satardı. Bizde çinko kovalara doldurup satın alırdık ve yine okka-buçuk hesabıyla topladığı peynirleri, sopayla derilere bastığını iyi anımsarım. Leğen leğen oğul balımda ondan satın alırdık. Karaman’lı “dilme zeytini“ de ondan satın alırdı. Bursa’dan getirtmiş olduğu do mat es ve biber salçaları yüzünden evde salça yapmayı unutmuştuk. Mallarının tanıtımını kendisi sattığı malların kalite düzeyini tutturmasıyla yapardı. O zamanlar Karaman’da elektrik iki saat gelir, beş saat gelmezdi. Bir gitti- mi gelmekte bilmezdi. Bu yüzden hemen bozulacak nitelikte olan malların bir an önce satılması gerekirdi. Tereyağ ve peynirlerin, kokmadan satılması da hüner isterdi. Dellal Asım ağa ve Dellal Mustafa köşe başlarına durarak Durasanın getirdiği ay çiçek yağı şu fiyattan satılmakta diye bağırıp, malın satışına katkıda bulunurlardı. Reklama çok önem verirdi. Yani günümüzdeki reklamın önemini Kamil ağa ta o zaman biliyordu.

Yıkılan sebze pazarındaki dükkanı, güneyde ve tuvaletin hemen arkasındaydı. Bal, pekmez, ayçiçek yağı, kuru bakliyatların tümü, sumak, nane, el­ma, vişne ve kaysı kurulan, yanık yoğurt, taze peynir, çökelek, tere yağı sattığı malların bazılarıdır. Tutumlu bir kişi olduğundan, pompalı gazocağının üzerinde bakır sahan içinde, sucuklu, pastırmalı yumurta yemeği yapar, yer ve yedirirdi. Ayrıca beş tenekelik pekmez çömleği vardı.

Memurlar tereyağlarını buradan satın alırlardı. Kendisi hem yardım se­ver hem çok cömertti.

Dükkan komşuları, Yanık Mustafa, Hebebcinin Hüseyin, Kel Osman, Ha­şan Çavuşoğlu, Bozkır’lı Kara Mehmet, Keklik Hikmet, Bodur Mehmet, Ermenekli İbrahim’in oğlu Yalçın’dı. Berber Nazmi Soytürk’te tıraş olur, sohbetle­rini de burada tatlı bir dille yapardı. Sattığı mallarda ikram edilmesini iste yenlere bugün dört sülük’ü on kuruşa satıyorlar, bense yiyecek maddesi satı yorum derdi. O zamanlar, yanık yoğurdunun kilosu da yirmi kuruşaydı. Şimdiyse bir sülük beş bin liradan satılmakta. Yine sülükle kan aldıranlar var­dır. Hatta usturayla kan aldıranlarda mevcut bunları da bir am olarak geç­meden edemeyeceğim.

1927 doğumlu olduğunu sanmaktayım. Üre hastalığından çok çekerek 40 yaşında öldü. Sebze pazarı yıkıldıktan sonra. Kamil amca, Kadirhane cadde­sindeki Nur Eczanesinin bitişiğine dükkan açtı. İşi tümüyle toptancılığa döktü. Şehir ve köy bakkallarına perakendecilere mal vermeye başladı. Çocuklarını da yanına alarak, ailesinin birliğini sağladı. Çocukları onun ölümün­den sonra, birlik oluşlarını bırakmadan, lokum üreticiliğine başladılar. Üre tip, sandıkladıkları ÖZDAĞ lokumu piyasada tutuldu. Yanlarında on kadar işçi çalıştırırlardı. Bu arada, Konya yolu üzerinde Saray Şekerleme ve Çikolata üretimine başladılar. Altı kardeş azimle kenetlenerek, bu işi sürdürdüler. Azimleri onları, büyük sanayi merkezinde, Saray Bisküvi ve Çikolata fabri­kası açmaya kadar götürdü. Tahminimce burada beşyüz işçi çalıştırmaktalar. İstanbul, Ankara, İzmir, Adana, Samsun, Kocaeli gibi büyük yerlerde bir çok depo açtılar. Yurt dışıyla bağlantılar kurdular. Mallarının tanı timini ve İhracatını yapmaktalar.

Kamil ağa, sebze pazarında çalışan hammallar Şakir ağa, Bayram ağa, Re­cep ağa, Hammal Ciğer’e babalık yapmıştır. Onların emeklerinin karşılığı olan mallar çuvallar içinde biriktirip, satmaları konusunda yardımcı ol­muştur.

Kamil ağa çektiği üre rahatsızlığı yüzünden daha genç yaşında (40) gözleri ni kapattı. Çocuklarının birlik içinde birbirlerine kenetlenmeleri, tüm başa n ve başarısızlığı birlikte göğüslemeleri, içinde büyüyüp yaşadıkları belde de yatırımlar yapmaları, işsizlere iş kapısı açmaları beni çok memnun etmiş tir. Gümüşler, BİFA, Saray gibi kuruluşların beldemizde kurulması benim gibi burada çalışanları da hoşnut kılmıştır. Karagöller kardeşler, biz burada kazandık, buraya yatırım yapacağız diyerek kollarını sıvamışlar, Mehmet ve Ali Karagöl, fabrika kurarak, işsizlere iş kapısı açmışlardır.

Söz Durhasanın Kamil ağamın mahdumlarının sahipleri bulunduğu Sa­ray Bisküvi ve Çikolata Fabrikasından açılmışken Karaman’a hizmet ama­cıyla fabrika kuran tüm girişim sahiplerini buradan bir kez daha kutlarım ölenleride rahmetle anarım.

Yorum Yapın