Untitled-1 copy copy

4 PRENSESLİ ÇEŞME

FacebookTwitterGoogle+WhatsAppPaylaş

Arap Kızları Çeşmesi, Gavur Kızlar Çeşmesi ya da Kızlı Çeşme!

Bu çeşmenin uzun bir geçmişinin olduğunu biliyor muydunuz?

Devir değişti, insanlar değişti, çeşmenin mekânı değişti, adı değişti ama kendisi hep var oldu.

Bahsettiğimiz çeşme şimdilerde Canbazgazi Parkı’nın sol ön köşesinde!

Çeşme ilk incelememizde bize sürprizini de yaptı. Osmanlı Türkçesi ile bir kitabesi var. Eğer kitabesi

olmasa idi, bu çeşme ile ilgili bir sürü efsane üretecektik. 200 yıllık olabileceğinden, Avrupa’dan

getirilmiş olabileceğinden vb. havai yorumlar yapacaktık.

Kitabesine göre, bu çeşme, İstanbul Beyoğlu’nda Reşid Paşa Hanı’nda faaliyet gösteren Mübahiye ve

Nafia Müteahhitliği adlı bir şirket tarafından Karaman’a hediye edilmiştir. Üzerindeki tarih 1340’tır.

1340 hicri tarihtir. Miladi karşılığı ise 1921’dir. Bu bilgileri ön kurna üzerindeki, yaklaşık 20×5 cm

ölçülü bakır kitabesinden öğreniyoruz.

Kemal Bayat Amca (d. 1926) çeşmeyi ilk olarak sebze pazarında gördüğünü söylüyor:

-Sebze pazarına Taş Bina’nın karşısında büyük bir kapıdan girilirdi. Yeri Yunus Emre Konferans

Salonu’nun batısındaki boşlukta idi. Yani postanenin de arka tarafı sayılır. Burada bir havuz vardı.

Havuzun ortasında da bu heykelli çeşme vardı. Havuzun içine su dolarken, çeşmeden su fışkırırdı. Bu

çeşmeyi Arap Kızlı Çeşme, Kızlar Çeşmesi yahut Kızlı Çeşme diye çağırırdık. Daha sonra Taş Bina’nın

önüne getirildi.

Karaman’a ait eski resimlerden 3 tanesinde bu çeşme, taş binanın önünde görünmektedir. İki

resimden anlaşıldığı kadarı ile de bir zamanlar bu çeşme önünde resim çektirmek modadır. Bir resmin

arkasında tarih, 1936 yılıdır. Kemal Bayat Amca( d. 1926) dışında, Sarraf Nevzat Küçükoğlu (d. 1930)

da çeşmeyi, burada hatırlamaktadır.

Çeşmenin burada ne kadar durduğu ve hangi tarihte buradan alındığı belli değildir. Talat Duru Amca

(d. 1933) çeşmeyi ilk olarak Ortaokul’un bahçesinde gördüğünü, “Kızlı Çeşme” diye adlandırdıklarını

söylüyor. Ve ekliyor: 37 sonrasını bilirim.

1957 yılında Lise’ye başlayan eczacı Abdurrahman Ünsay da çeşmeyi Ortaokul önünde

hatırlamaktadır. O zamanlar yeni açılan Karaman Lisesi, Ortaokul bünyesinde faaliyet göstermektedir.

Aynı bilgiyi, o dönemleri bilen tüm Karamanlı hemşerilerimiz teyit ettiler.

Heykelli çeşmenin bundan sonraki mekânı İstasyon Parkı olmuştur. Bir rivayete göre de önce Sanat

Lisesine gitmiştir. Ancak Sanat Lisesi’nin açıldığı tarihte göreve başlayan, oranın en eski

öğretmenlerinden Galip Kamer, heykelli çeşmeyi orada hiç görmediğini kesin bir şekilde

vurgulamıştır. Sanat Lisesi’nin açıldığı yıl 1969 yılıdır. Çeşmenin İstasyon Parkına gidiş tarihini en iyi

veren kişi, Kemal Bayat oldu. Söylediğine göre çeşmeyi oraya, yanında birkaç kişi ile beraber kendisi

taşımıştır. Kesin bir tarih veremiyor ama 1967 ila 1970 yılları arası diyor. Şu duruma göre çeşmenin

İstasyon Parkı’na gidiş tarihini 1967-1969 yılları arasına indirebiliriz.

Heykelli çeşme, parkın ortasındaki yuvarlak havuzun tam ortasına yerleştirildi. İstasyon Parkı, heykelli

çeşme için uzun yıllar ev sahipliği yaptı. Herkes çeşmeyi orada kanıksadı. Sadece mekânın doğal objesi

olarak algılandı. Kimse de farklı bir hatıra ya da iz bırakmadı.

Takvimler 1989 yılını gösterdiğinde heykelli çeşmemiz, hiç beklemediği bir ilgiye kavuşacaktı.

Dönemin yeni belediyesi, onu insanların gözü önüne getirmek istiyordu. Gerisini Yaşar Evcen Bey’den

dinliyoruz:

-Bu çeşme İstasyon Parkı’nda idi. Seçimi kazandığımız sırada Sulu Park projesi yeni başlamıştı. Bizim

de ilk icraatımız burasını bitirmek oldu. Fen İşleri müdürüm Hayati Eker, sanat ve kültüre meraklı idi.

Heykelli Çeşme’yi İstasyon Parkı’ndan getirip Sulu Park’ın ortasına dikti.

Heykelli Çeşme oldu fıskiye çeşme! Sulu Parkın da ana motifi idi. Şehrin en nadide mekânını uzun

yıllar süsledi. Karamanlılar, bu çeşmeyi, yazın sıcak gündüz ve gecelerinde su fıskiyesi olarak ortamı

serinletmesi ile hatırlarlar.

Her şeyin bir sonu olduğu gibi fıskiye çeşmenin buradaki misafirliği elbet bitecekti. 2007 yılında Sulu

Park, Aktekke Meydanı’na dönüştürülünce fıskiyeli çeşmemize yine yollar göründü. Çeşmenin bu

seferki, rotasyonu maalesef çok kötü idi. İstikamet belediye deposu! Mecburi istirahatgahında

heykelli çeşmemiz yine unutulup gitti. Ne soran ne gören ne de duyan oldu…

2013 yılına gelinince, geçen dönemin başkanı Kamil Uğurlu Bey, heykelli çeşmeyi tekrar hatırladı. Bir

süreliğine ve yine İstasyon Parkı’na yerleştirdi.

Canbazgazi Parkı yapılınca çeşme buraya nakledildi. Üstelik 4 prensesli çeşmemizin, 4 kurna musluğu

ve 4 kandili olmuştu. Bir gelin görünümündeki 4 prensesli çeşmemiz, fıskiye olamasa da gündüzleri

sâki, geceleri fener olabilecekti.

Bundan sonra 4 Prensesli çeşmemize, rotasyon görünür mü bilinmez. İçgüdülerimize göre 4 Prensesli

Çeşmemiz, yeni yerini pek özümsememişe benziyor. Şimdilik yerinde duruyor ama ufukta her an yine

bir göç hali olabilir.

Teşekkürler: Kemal Bayat, Ahmet Talat Duru, Nevzat Küçükoğlu, Remzi Tartan, Yaşar Evcen,

Abdurrahman Ünsay, Galip Kamer,

Not: Bu yazı 2014 Nisan ayında Karaman yerel sitelerinde yayımlanmıştır. Bir kez de Kartap

okuyucuları için burada paylaşılmaktadır.

14 NİSAN 2014

Yusuf Yıldırım

Eğitimci Arşivci Yazar

 

Yorum Yapın